Türkiye Genom Araştırması (Prof. Dr. Nesrin Özören, Boğaziçi Üniversitesi), 14.12.2016, 19.00, Orient-Institut Istanbul

14. Aralık, saat 19.00 Prof. Dr. Nesrin Özören (Boğaziçi Üniversitesi) Orient-Institut Istanbul‘da  Türkiye Genom Araştırması başlıklı sunuma davetlisiniz.
Katılım üzretsizdir. Ayrıca, Türkiye Genom Araştırmasının sonunda çıkan yayını da ilginizi çekiyorsa, önceden bilgi veriniz: info@oidmg.org

Boğaziçi Üniversitesi Türkiye Genom Araştırması
Prof. Dr. Nesrin Özören

Genom bir kişinin taşıdığı tüm genetik bilgidir. Bu da tüm kromozomlarındaki DNA dizilerin tümüne karşılık gelir. İnsanlar arasındaki farklılıkların çoğu genomlarındaki farklılıklar ile açıklanabilir. Uluslararası İnsan Genom Projesi’nin tamamlanması sonrasında HapMap Projesi, İnsan Genomu Çeşitlilik Projesi ve nihayetinde 2500 insan genomunun dizilenmesini amaçlayan 1000 Genom Projesi başlatılarak insan genomları arasındaki farklılıkların kataloglanması amaçlanmıştır. Bunların haricinde Çin, Kore, İrlanda, Hollanda, İngiltere, İsveç başta olmak üzere pek çok ülkelerde ulusal projeler başlatılmıştır.

Türkiye İnsan Genom Araştırması ülkemizde ilk kez tüm genom düzeyinde 16 farklı ilden alınan DNA örneklerinin dizilenmesini ve analizinin yapılmasını sağlamıştır.  Türkiye’de sıklıkla rastlanan genomik çeşitliliğin keşfi ve sınıflandırılması genom boyu asosiyasyon çalışmalarına (genome-wide association study; GWAS) da katkıda bulunmuştur. Hâlihazırda alınıp kullanılabilen TNP (SNP) ve/veya yapısal çeşitlilik genotipleme dizinleri ile çoğunlukla Batı Avrupa asıllı insanlarda sık görülen aleller incelenebilir. Ancak dışarıya oranla Türkiye’de daha çok rastlanan ve GWAS yöntemi kullanarak nedeni bulunması muhtemel olan bazı hastalıklar ile ilişkili olan genomik farklılıkların Türkiye içindeki rastlanma sıklığı, Türkiye dışına göre daha fazla olması beklenir. Böyle durumlarda Batı Avrupa temelli genomik testler bu alelleri içermediği için yeterli olmayabilir. Bu yüzden Türkiye Genom Araştırması’nın sonuçları Türkiye’de sıklıkla rastlanılan hastalıkların araştırılması için yeni testlerin geliştirilmesinde kullanılabilecektir.

dna-1811955_1920.jpg

Prof. Dr. Nesrin Özören 2005 yılında Boğaziçi Ünivesitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünde göreve başlamış ve 2007 yılında ‘Apoptoz ve Kanser İmmünolojisi Laboratuvarı (AKIL)’ kurmuştur, 2015 yılında Profesör olarak atanmıştır. Son 5 yılda ortaya çıkan indüklenmiş kök hücre eldesi ve CRISPR/CAS9 kullanarak genetik tasarım deneylerine başlanmıştır.  Prof. Dr. Nesrin Özören, kanser çalışmalarında elzem olan insan kanser ksenograftlarının nude ve SCID farede büyütülmesi ve modellerin oluşturulması, ayrıca canlıda görüntüleme tekniğinin uygulanması sırasında VİVARİUM’da önderlik ve koordinatörlük yapmıştır (2012-2015). Prof. Dr. Nesrin Özören ülkemizde ilk kez 16 bireyin tüm genom dizisinin tamamlandığı ve araştırıldığı Boğaziçi Üniversitesi Türkiye İnsan Genom Araştırma Projesinin eş-yürütücüsüdür (2011-2014).

AKiL, ülkemizde tek olarak enflamazom (veya ASC zerrecik) kompleksinin oluşum mekanizmaları üzerinde yoğunlaşmış bulunmaktadır. Bu çalışmalardan ASC zerrecik mikrokürecik sistemi kullanılarak biyomoleküllerin veya antijenlerin taşınabileceğini hücre ve hayvan deneylerinde göstermiş bulunmaktadır.  BU buluşu Türkiye’den ve Japonya’dan patentlidir (TR/04773 B ve JP/6026645). Bu mikrokürecik sistemi kullanarak yeni nesil aşıların (mesela domuz gribi aşısı) üretim çalışmaları devam etmektedir. Bu buluş aşıların oda sıcaklığında bozulmadan etkinliklerinin korumalarını da sağlamaktadır.

Prof. Dr. Nesrin Özören 2006 yılında TÜBA-GEBİP Ödülüne, 2006 yılında Avrupa Moleküler Biyoloji Örgütü (EMBO)-Stratejik Yerleştirme Ödülüne ve 2007’de Oriflame Türkiye- 2006 En Başarılı Bilim Kadını Ödülüne layık görülmüştür.  EMBO-SDIG, TÜBİTAK-KARİYER, TÜBİTAK 1001 ve 1003 ve Boğaziçi-BAP projelerinde yürütücülük yapmıştır. Uluslarası hakemli dergilerde toplam 16 araştırma makalesi, 1 kitap bölümü,  1 özeti ve 2 kısa özeti ve 1 patenti bulunmaktadır ve bunlara 2.300 üzerinde atıf almıştır (H=11, SCI-E).

 

 

ODTÜde iki sosyolojik sunumum olacak: 1) Nörobilimsel Araştırmalarda Insan-Makina/ Beyin-Bilgisayar Sembiozu 2) İnsan Geliştirme = Tasarım x.0?

12 Aralık (9.00-11.00):
“İnsan Geliştirme = Tasarım x.0? Doğa ve Kültür İlişkileri”
Ders / ID723 dersi kapsamında

12 Aralık (11.00-13.00):
“Nörobilimsel Araştırmalarda Insan-Makina/ Beyin-Bilgisayar Sembiozu Kapsamında Oluşan Siborg Üzerine”

Katılım için önceden bilgi veriniz:
Asst. Prof. Dr. Harun Kaygan, Industrial Design
Middle East Technical University
hkaygan@metu.edu.tr

 

 

 

3 Visiting Fellowships on Innovation and Innovation Society (TU-Berlin)

The Graduate School “Innovation Society Today” at the Technische Universität Berlin, Germany, is pleased to advertise 3 visiting fellowships. The fellowships are available for a period of three months, either from April to June 2017 or October to December 2017. The deadline for applications and letters of recommendation is January 30th, 2017. Please submit all documents to the following email address: jobs@innovation.tu-berlin.de. More information about the fellowships and the graduate school can be found in the attachment or on our website: http://www.innovation.tu-berlin.de (click on the flag at the top of the page for an English version).

Cyborgs, Klone und Mutanten? – Interview mit Melike Şahinol über aktuelle Transformationsprozesse in der Medizin

Sehr gerne habe ich Gesche Schifferdecker ein Interview zum Thema “Optimizing the Body: From Health Protection to Genetic Embryo Modification” im Rahmen der Veranstaltung “WeberWorldCafé” gegeben.

Hier ein Ausschnitt:

Wenn ich Diskussionen über mögliche Optimierungen des Menschen (Reproduktionsmedizin, Schönheitsoperationen, Manipulation des menschlichen Erbguts) folge, bin ich beunruhigt. Werden die Menschen der Zukunft alle Cyborgs sein?

Foto: Linus Bohman on Flickr (CC BY 2.0)

Cyborgs sind Donna Haraway zufolge Verflechtungen von natürlichen und materiellen Elementen und spiegeln sich in Subjekten wieder. Sie sind kybernetische Organismen – also Hybridkonstellationen aus Organismus und einer kybernetischen Apparatur. Wenn wir uns die moderne Medizin anschauen, kann man sagen, dass sie voller Cyborgs ist, die aus Verkopplungen von Organismus und Maschinen bestehen, die beide „programmierbar“ erscheinen. Das bedeutet also, dass in der Medizinforschung die Grenzen von Natur und Kultur in der Figuration der Cyborg/des Cyborg zusammenfallen. Dies ist den Gedanken der Wissenschaftlerin folgend auch durchaus erwartbar, denn nach Haraway ist die Trennung von Natur und Kultur nicht natürlich, sondern wird „künstlich“ erzeugt. Ich selbst verstehe, wie Haraway, die Unterscheidung zwischen Natur und Kultur beim Cyborg-Konzept als ein kulturelles Produkt. Insofern kommt dem Anteil der Kultur an der Differenzierung eine besondere Bedeutung zu, denn die Kultur konstituiert die Unterscheidung überhaupt erst. Das heißt aber nicht, dass die Unterscheidung obsolet wäre. Es heißt vielmehr, dass diese nicht naturgegeben und vor allem asymmetrisch ist. Wenn Mensch und Maschine sich in der „Mensch-Maschine-Symbiose“ zum techno-zerebralen Subjekt als eine Form von Cyborgs konstituieren – so wie ich es in meiner Dissertation gezeigt habe – dann ist damit nicht gemeint, dass Organisches und Anorganisches irreversibel miteinander zu einem neuen Wesen verschmolzen sind. Damit meines Erachtens  etwas oder jemand als Cyborg verstanden werden kann, muss ihre oder seine Steuerung und Regulierung in einem programmierbaren zirkulären Prozess erfolgen, in dem Organisches und Anorganisches zusammenwirken. Dies ist mein Verständnis von Cyborgs. Wenn Handlungen eine Vermischung des Biologischen und Technischen zugrunde liegt, dann kann man auch von einem/einer handelnden Cyborg sprechen. Und dies ist bereits in Anwendungen der Neurowissenschaften der Fall (man denke z. B. an die Behandlungen mit Hilfe von Neurofeedback).”

Hier gelangt man zum vollständigen Interview.

 

Stipendienausschreibung 2017 (Bewerbungsfrist: 9. Januar 2017)

Das Orient-Institut Istanbul vergibt für 2017 sowie für das akademische Jahr 2017-18 Stipendien zur Förderung der Promotion. Berücksichtigt werden Promotionsprojekte, die sich mit den hier genannten Themenschwerpunkten oder einem der weiteren Forschungsbereiche des Orient-Instituts Istanbul befassen:
1) Musikwissenschaftliche Forschung zum Osmanischen Reich und der Türkei
2) Narrative Quellen zu Istanbul und dem spätosmanischen Reich
3) Ausdrucksformen, Geschichte und Gegenwart der Religionen Anatoliens (ab dem 11. Jh.)
4) Manuskriptkultur im Osmanischen Reich und Iran in Kooperation mit
dem SFB 950 an der Universität Hamburg
5) Mensch, Medizin und Gesellschaft in Kooperation mit dem ITAS am Karlsruher Institut für Technologie
Das Stipendium beträgt monatlich €1.100 für einen Zeitraum von in der Regel sechs Monaten. Die Kosten der An- und Abreise in die Türkei werden erstattet.
Bewerbungsfrist: 9. Januar 2017

BETiMde sunumum: “Tıp ve Toplum: Sosyolojik Bir Bakış” 21.11.2016

Konuşmacı: Melike Şahinol   Yer: BETİM Konferans Salonu   Tarih: 21 Kasım 2016

Geleneksel toplumların sanayi devrimiyle birlikte yerini modern toplumlara bırakması ve 20. yüzyılın son çeyreğiyle birlikte küresel hareketlilik ve iletişimin daha önce örneği görülmemiş bir şekilde artması sadece yaşam tarzlarının değil aynı zamanda mikropların, hastalıkların, düşüncelerin ve kavramların da küreselleşmesine neden olmuştur. Sağlık ve hastalık kavramları da insanların içinde yaşadıkları toplumların sosyal, kültürel ve ekonomik özellikleri çerçevesinde yeniden tanımlanmakta bu da aile, din, eğitim, siyaset ve hukuk gibi toplumsal kurumların sağlık ve tıp üzerindeki etkisinin her geçen gün daha fazla artmasına neden olmaktadır.

Bu konferansta Türkiye’de tıpta bilim ve teknoloji inovasyonlarının ve dolayısıyla ‘Tıpta Çözünme’ gelişmesinin nasıl bir anlam taşıdığı tartışılacaktır. Konuşmanın ilk bölümünde Tıp Sosyoloji’si üzerine bir değerlendirme yapılacak ardından da bilim ve teknolojideki gelişmelerle ilgili bir değerlendirme yapılıp akabinde Orient-Enstitüsü bünyesindeki ‘İnsan, Tıp ve Toplum’ araştırma alanı içinde yer alan projelerin tıpta çözünme ile ilgili ‘İnsan Geliştirme’ başlığı altındaki çalışmalar sunulacaktır.

Detaylı bilgi için: http://betim.org.tr/tip-ve-toplum-sosyolojik-bir-bakis/