Davetiye: Doğayı Yeniden Şekillendirmek, İnsan Hayatı Geliştirmek mi? / Invitation: Designing Nature, Upgrading Human Life?

Konferans Serisi / Lecture Series Orient-Institut Istanbul 2016/2017

Doğayı Yeniden Şekillendirmek, İnsan Hayatı Geliştirmek mi? / Designing Nature, Upgrading Human Life?

katılım tüm ilgililere açıktır / there is no registration or conference fee.
konum / location: Orient-Institut Istanbul, Susam Sok. 16, D. 8, Cihangir-Istanbul
Sorumlu / Academic Coordinator: Dr. Melike Şahinol
csm_finala1_431f05564c

7.3., 7PM: The vulnerable consumer in times of greedy institutions. Digital self-tracking between disruptive technologies and cultural change (Prof. Dr. Selke)

Prof. Dr. Stefan Selke (University of Furtwangen) will give a talk on “The vulnerable consumer in times of greedy institutions. Digital self-tracking between disruptive technologies and cultural change”, Tuesday, March 07 at 7pm at the Orient-Institut Istanbul.

There is no registration or conference fee.

selke

Türkiye Genom Araştırması (Prof. Dr. Nesrin Özören, Boğaziçi Üniversitesi), 14.12.2016, 19.00, Orient-Institut Istanbul

14. Aralık, saat 19.00 Prof. Dr. Nesrin Özören (Boğaziçi Üniversitesi) Orient-Institut Istanbul‘da  Türkiye Genom Araştırması başlıklı sunuma davetlisiniz.
Katılım üzretsizdir. Ayrıca, Türkiye Genom Araştırmasının sonunda çıkan yayını da ilginizi çekiyorsa, önceden bilgi veriniz: info@oidmg.org

Boğaziçi Üniversitesi Türkiye Genom Araştırması
Prof. Dr. Nesrin Özören

Genom bir kişinin taşıdığı tüm genetik bilgidir. Bu da tüm kromozomlarındaki DNA dizilerin tümüne karşılık gelir. İnsanlar arasındaki farklılıkların çoğu genomlarındaki farklılıklar ile açıklanabilir. Uluslararası İnsan Genom Projesi’nin tamamlanması sonrasında HapMap Projesi, İnsan Genomu Çeşitlilik Projesi ve nihayetinde 2500 insan genomunun dizilenmesini amaçlayan 1000 Genom Projesi başlatılarak insan genomları arasındaki farklılıkların kataloglanması amaçlanmıştır. Bunların haricinde Çin, Kore, İrlanda, Hollanda, İngiltere, İsveç başta olmak üzere pek çok ülkelerde ulusal projeler başlatılmıştır.

Türkiye İnsan Genom Araştırması ülkemizde ilk kez tüm genom düzeyinde 16 farklı ilden alınan DNA örneklerinin dizilenmesini ve analizinin yapılmasını sağlamıştır.  Türkiye’de sıklıkla rastlanan genomik çeşitliliğin keşfi ve sınıflandırılması genom boyu asosiyasyon çalışmalarına (genome-wide association study; GWAS) da katkıda bulunmuştur. Hâlihazırda alınıp kullanılabilen TNP (SNP) ve/veya yapısal çeşitlilik genotipleme dizinleri ile çoğunlukla Batı Avrupa asıllı insanlarda sık görülen aleller incelenebilir. Ancak dışarıya oranla Türkiye’de daha çok rastlanan ve GWAS yöntemi kullanarak nedeni bulunması muhtemel olan bazı hastalıklar ile ilişkili olan genomik farklılıkların Türkiye içindeki rastlanma sıklığı, Türkiye dışına göre daha fazla olması beklenir. Böyle durumlarda Batı Avrupa temelli genomik testler bu alelleri içermediği için yeterli olmayabilir. Bu yüzden Türkiye Genom Araştırması’nın sonuçları Türkiye’de sıklıkla rastlanılan hastalıkların araştırılması için yeni testlerin geliştirilmesinde kullanılabilecektir.

dna-1811955_1920.jpg

Prof. Dr. Nesrin Özören 2005 yılında Boğaziçi Ünivesitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünde göreve başlamış ve 2007 yılında ‘Apoptoz ve Kanser İmmünolojisi Laboratuvarı (AKIL)’ kurmuştur, 2015 yılında Profesör olarak atanmıştır. Son 5 yılda ortaya çıkan indüklenmiş kök hücre eldesi ve CRISPR/CAS9 kullanarak genetik tasarım deneylerine başlanmıştır.  Prof. Dr. Nesrin Özören, kanser çalışmalarında elzem olan insan kanser ksenograftlarının nude ve SCID farede büyütülmesi ve modellerin oluşturulması, ayrıca canlıda görüntüleme tekniğinin uygulanması sırasında VİVARİUM’da önderlik ve koordinatörlük yapmıştır (2012-2015). Prof. Dr. Nesrin Özören ülkemizde ilk kez 16 bireyin tüm genom dizisinin tamamlandığı ve araştırıldığı Boğaziçi Üniversitesi Türkiye İnsan Genom Araştırma Projesinin eş-yürütücüsüdür (2011-2014).

AKiL, ülkemizde tek olarak enflamazom (veya ASC zerrecik) kompleksinin oluşum mekanizmaları üzerinde yoğunlaşmış bulunmaktadır. Bu çalışmalardan ASC zerrecik mikrokürecik sistemi kullanılarak biyomoleküllerin veya antijenlerin taşınabileceğini hücre ve hayvan deneylerinde göstermiş bulunmaktadır.  BU buluşu Türkiye’den ve Japonya’dan patentlidir (TR/04773 B ve JP/6026645). Bu mikrokürecik sistemi kullanarak yeni nesil aşıların (mesela domuz gribi aşısı) üretim çalışmaları devam etmektedir. Bu buluş aşıların oda sıcaklığında bozulmadan etkinliklerinin korumalarını da sağlamaktadır.

Prof. Dr. Nesrin Özören 2006 yılında TÜBA-GEBİP Ödülüne, 2006 yılında Avrupa Moleküler Biyoloji Örgütü (EMBO)-Stratejik Yerleştirme Ödülüne ve 2007’de Oriflame Türkiye- 2006 En Başarılı Bilim Kadını Ödülüne layık görülmüştür.  EMBO-SDIG, TÜBİTAK-KARİYER, TÜBİTAK 1001 ve 1003 ve Boğaziçi-BAP projelerinde yürütücülük yapmıştır. Uluslarası hakemli dergilerde toplam 16 araştırma makalesi, 1 kitap bölümü,  1 özeti ve 2 kısa özeti ve 1 patenti bulunmaktadır ve bunlara 2.300 üzerinde atıf almıştır (H=11, SCI-E).

 

 

Cyborgs, Klone und Mutanten? – Interview mit Melike Şahinol über aktuelle Transformationsprozesse in der Medizin

Sehr gerne habe ich Gesche Schifferdecker ein Interview zum Thema “Optimizing the Body: From Health Protection to Genetic Embryo Modification” im Rahmen der Veranstaltung “WeberWorldCafé” gegeben.

Hier ein Ausschnitt:

Wenn ich Diskussionen über mögliche Optimierungen des Menschen (Reproduktionsmedizin, Schönheitsoperationen, Manipulation des menschlichen Erbguts) folge, bin ich beunruhigt. Werden die Menschen der Zukunft alle Cyborgs sein?

Foto: Linus Bohman on Flickr (CC BY 2.0)

Cyborgs sind Donna Haraway zufolge Verflechtungen von natürlichen und materiellen Elementen und spiegeln sich in Subjekten wieder. Sie sind kybernetische Organismen – also Hybridkonstellationen aus Organismus und einer kybernetischen Apparatur. Wenn wir uns die moderne Medizin anschauen, kann man sagen, dass sie voller Cyborgs ist, die aus Verkopplungen von Organismus und Maschinen bestehen, die beide „programmierbar“ erscheinen. Das bedeutet also, dass in der Medizinforschung die Grenzen von Natur und Kultur in der Figuration der Cyborg/des Cyborg zusammenfallen. Dies ist den Gedanken der Wissenschaftlerin folgend auch durchaus erwartbar, denn nach Haraway ist die Trennung von Natur und Kultur nicht natürlich, sondern wird „künstlich“ erzeugt. Ich selbst verstehe, wie Haraway, die Unterscheidung zwischen Natur und Kultur beim Cyborg-Konzept als ein kulturelles Produkt. Insofern kommt dem Anteil der Kultur an der Differenzierung eine besondere Bedeutung zu, denn die Kultur konstituiert die Unterscheidung überhaupt erst. Das heißt aber nicht, dass die Unterscheidung obsolet wäre. Es heißt vielmehr, dass diese nicht naturgegeben und vor allem asymmetrisch ist. Wenn Mensch und Maschine sich in der „Mensch-Maschine-Symbiose“ zum techno-zerebralen Subjekt als eine Form von Cyborgs konstituieren – so wie ich es in meiner Dissertation gezeigt habe – dann ist damit nicht gemeint, dass Organisches und Anorganisches irreversibel miteinander zu einem neuen Wesen verschmolzen sind. Damit meines Erachtens  etwas oder jemand als Cyborg verstanden werden kann, muss ihre oder seine Steuerung und Regulierung in einem programmierbaren zirkulären Prozess erfolgen, in dem Organisches und Anorganisches zusammenwirken. Dies ist mein Verständnis von Cyborgs. Wenn Handlungen eine Vermischung des Biologischen und Technischen zugrunde liegt, dann kann man auch von einem/einer handelnden Cyborg sprechen. Und dies ist bereits in Anwendungen der Neurowissenschaften der Fall (man denke z. B. an die Behandlungen mit Hilfe von Neurofeedback).”

Hier gelangt man zum vollständigen Interview.

 

Das techno-zerebrale Subjekt. Zur Symbiose von Mensch und Maschine in den Neurowissenschaften

Melike Şahinol

9783837634754_720x720

Abgeleitet aus einer Analyse neurowissenschaftlicher Praktiken und Techniken der Anpassung von Mensch/Gehirn und Maschine/Computer zeichnet Melike Sahinol die Entstehung »techno-zerebraler Subjekte« nach: Anhand von Interviews mit renommierten Neurowissenschaftler_innen und Darstellungen neurowissenschaftlich-klinischer Anwendungsprojekte, die mit Hilfe von Brain Machine Interfaces (BMI) an der Heilung von Schlaganfall- und ALS-Patient_innen arbeiten, zeigt sie, wie die wechselseitige Anpassung von Patient_in und Maschine zur bio-technischen Gestalt des Cyborg führt und Patient_innen als Subjekte konstituiert werden, die einer cerebro-zentristischen Vorstellung entsprechen.

View original post

17.-18.06.2016 “Upgrades der Natur, künftige Körper: Interdisziplinäre und internationale Perspektiven”

Unsere Tagung “Upgrades der Natur, künftige Körper: Interdisziplinäre und internationale Perspektiven” findet vom 17.-18.06.2016 am Orient-Institut Istanbul statt – mit einer Besonderheit: Für den Samstagnachmittag ist eine BIO·FICTION Filmvorführung mit anschließender Diskussion geplant. Hier ein Blick auf unser  Tagungsprogramm.

“Doğayı Geliştirmek, Gelecekteki Bedenler: Disiplinlerarası ve Uluslararası Perspektifler”, Orient-Institut Istanbul, 17.-18.06.2016 TARİHLERİ NOT EDİN

İnsan genomunun ve bedeninin manipülasyonları giderek daha yaygın hale gelmektedir. Yeni yöntemlerin kullanılmasıyla, örneğin embriyoların genetiğinin değiştirilmesi ya da beyin implantlarıyla depresyon tedavileri gerçekleşmektedir. Doğayı “optimize” olasılığı, insanın dışsal ve iradi dizayn fırsatları hızla artıyor. Eksik ya da hatalı algılanan biyolojik beden, önceki gelecek kurgularında bir siborg olarak, yedek parça veya teknik açıdan yükseltilmiş bir nesne olarak görülüyorken, bugün, giderek pratikte de kurgulardaki kadar yer buluyor. “Insan doğası” giderek artan genetik müdahale imkanlarıyla, nöroprotez, diğer teknolojik ve tıbbi gelişmelerden dolayı sorgulanmaktadır.

İnsanlık hakkında yeni kavramlar mı ortaya çıkıyor? Görünüşe göre rastgele manipüle edilmis İnsan, bu “güzel yeni dünya’da”, kültürlerarası perspektiften bakınca nasıl algılanıyor? Ağırlıklı olarak Müslüman olan bir toplum, beden modifikasyon tekniklerine ve diğer kısmen fütüristik modifikasyon imkanlarına ve teknolojilerine nasıl yaklaşıyor?

Konferansın amacı, doğayı geliştirmek ve gelecekteki bedenler için uluslararası perspektifleri, özellikle Türk-Alman olmak üzere, disiplinlerarası bir araya getirmektir.

Kültürel, ekonomik ve sağlık politikası ile ilgili farklılıkları olmasına rağmen, birbirine bir çok konuda bağlantılı olan Almanya ve Türkiye, “batı” ağırlıklı Human Enhancement [İnsan Geliştirme] diskurlarını, kritik bir şekilde sorgulama alanı açıyor ve konuyla ilgili Türk-Alman akademik bilgi değişim ve paylaşım imkanını kazandırıyor.

16 konuşmacımız arasından sunum yapacak bazı arastırmacıları aşagıdakı listede bulabilirsiniz.
Ayrıntılı konferans bilgilerimizi size yakın zamanda aktaracağız.
Simultane çeviri vardır.

PD Dr. Joachim Boldt (Albert-Ludwigs-Universität Freiburg): Homo Creator: Sentetik Biyolojiden İnsan Genetik Geliştirmesine mi?

Prof. Dr. Swen Körner (Deutsche Sporthochschule Köln): Kötü Olan Şimdiki Zaman – Daha İyi Bir Gelecek: Eksik Bedenlerin Sosyal Yapısı Üzerine Gözlemler

Dr. Jürgen Hampel (Universität Stuttgart): Bireysel Optimizasyon ve Performans Baskısı Arasında – Neuroenhancement‘e Avrupa Perspektivleri

Assist. Prof. Dikmen Bezmez (Koç University): “İyileşme” Peşinde: Türkiye’deki bir Rehabilitasyon Hastanesinde Yürümenin Müzakeresini Yapmak

Dr. Claudia Liebelt (Universität Bayreuth): İstanbul’da Estetik Beden Modifikasyonları ve Kadınlık: Etnografik Bir Proje

Enno Park (Cyborg e.V.): Siborglar ve çeşitlilik

Dr. Melike Şahinol (Orient-Institut Istanbul): Beyin-Makine Arayüzleri: Siborg bir Biyo-Teknik Figür olarak Tekno-Serebral Şahıs Kökeni Üzerine

Dr. Diego Compagna (Technische Universität Berlin): Manipüle Edlimiş Hayatın Doğa ve Kültür Arasındaki İlişkiye Verdiği Sonuçlar

Dr. Arianna Ferrari (Karlsruher Institut für Technologie): Doğayı Geliştirmek, Bedenleri Değiştirmek: Vizyonlar ve Uygulamalar

İrtibat: Dr. Melike Şahinol, Orient-Insitut Istanbul

 

Organization: Orient-Institut Istanbul in cooperation with Karlsruhe Institute of Technology, Institute for Technology Assessment and Systems Analysis (KIT-ITAS).
Funded by Fritz Thyssen Foundation.
This event is organized in cooperation with and supported by the SYNENERGENE project (https://www.synenergene.eu). The Synenergene project has received funding from the European Union’s Seventh Framework Programme for research, technological development and demonstration under grant agreement no 321488.